Sık Kullanılanlara Ekle
Anasayfam Yap




Şirketlerde Sermaye Taahhüdünü Yerine Getirmeyenlere Uygulanabilecek Yaptırımlar PDF Yazdır E-posta
Yazar Hakan ATAKAN   
Cuma, 09 Nisan 2010 10:51

Yusuf Ziya TAŞKAN *

 

I GİRİŞ

Şirket ortaklığı, içerisinde çeşitli hakları ve borçları barındıran bir bütünlük arz eder. Başka bir anlatımla, ortaklık sıfatı sahibine bir yandan çeşitli haklar sağlarken, bir yandan da onu bazı yükümlülüklerle karşı karşıya getirir. Türk Ticaret Kanunu, düzenlemiş bulunduğu bütün şirket türlerinde or­takların hak ve borçlarını ayrıntılı biçimde tanzim etmiş bulunmaktadır (1)

Uygulamada yaygın olarak karşılaşılan anonim ve limited şirketlerde, serma­ye koyma borcunun yerine getirilmesi ortakların en Önde gelen borçların­dan birini oluşturmaktadır. Hatta bu şirketlerde sermaye koyma borcunun ortakların asli borcu olduğu da söylenebilir. Türk Ticaret Kanunu'nun 269. maddesinin ikinci fıkrasına göre, bu borç, pay sahibinin taahhüt ettiği sermaye miktarı kadardır.

Kanun, gerek anonim şirketlerde gerekse limited şirketlerde sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi olasılığına karşı birtakım yaptı­rımlar öngörmüş bulunmaktadır. Bu yaptırımlar, her iki şirket bakımından özü itibariyle benzer olmakla birlikte, uygulanma biçimleri bakımından bazı farklılıklar da taşımaktadır.

Bu yazıda, anonim ve limited şirketler bakımından sermaye taahhüdünün yerine getirilmemesine bağlanan sonuçlar ayrı ayrı ele alınacaktır.

 

II ANONİM ŞİRKETLERDEKİ DURUM

AGENEL BİLGİ

Yukarıda da belirtildiği gibi, anonim şirketlerde ortakların asli borcu sermaye koyma borcunu yerine getirmektir. Sermaye koyma borcu iki şekilde ortaya çıkmış olabilir. Bunlardan birincisi, nakdi sermaye koyma borcu, ikincisi ise ayni sermaye koyma borcudur. Ayni sermaye koyma borcunun kısmi olarak ye­rine getirilmesi, işin doğası icabı mümkün değildir. Buna göre, ayın karşılığı değerler, bir defada teslim edilerek borç ifa edilmiş olur. Oysa nakdi ser


maye koyma borcu, uygulamada genellikle karşılaşıldığı gibi, kısım­lar halinde yerine getirilmektedir.

Bu durumda ortaklarca sermaye taah­hütlerinin yerine getirilmemesi önemli bir olasılık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Nitekim Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın yayımladığı Tebliğ (2)'de de bu duruma paralel şekilde, anonim şirketle­rin kuruluşu sırasında tanzim edilecek anasözleşmelerde sermaye maddesinde; "sermayenin muvazaadan ati biçimde taahhüt edildiği ve nakdi sermayenin 1/4'ünün ödendiği yada şirketin kuruluşunun tescili tarihinden iti­baren üç ay içerisinde, kalanının da en geç üç yıl içerisinde olmak üzere şirkete ödenme za­manının belirtileceği" açıklanmıştır.

Buna göre, ortakların taahhüt edilen sermaye payının 1/4'ünü şirketin tes­cil edildiği tarihten itibaren üç ay içinde, kalanını ise üç yıl içinde öde­mesi gerekmektedir.

 B APEL VE KALAN SERMAYE BORCUNUN ÖDENMESİ

Genel olarak, sermaye koyma borcu­nun kalan 3/4'lük kısmının ödenme zamanı, anasözleşmede miktar ve ta­rih olarak belirtilebileceği gibi, bu yetki genel kurul yada yönetim ku­rulunca da kullanılabilir. Türk Ticaret Kanunu'nun 406. maddesi gereğince ortakların sermaye borcunun kalan kısmını yerine getirmeleri için ilan yoluyla yapılan çağrıya uygulamada "apel" denilmektedir (3). Şirket anasözleşmesinde bu çağrının yapılma biçimi ile ilgili özel kuralların bulunması durumunda bu kurallara da uyulması gerekir.

Ancak, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın yukarıda değinilen Tebliğ'dcn sonraki uygulaması, anasözleşmenin sermaye maddesinde yada sermaye artırımı durumunda sermaye maddesinin yeni şeklinde ödeme tarihlerinin ve ödenecek miktarların açıkça gösterilmesi şeklindedir. Bakanlık bu esas doğ­rultusunda, belirtilen ilkeye uygun olmayan anasözleşmeler için düzelt­me beyannamesi alma yoluna git­mektedir. Buna göre, örneğin bir ano­nim şirketin kuruluşu sırasında anasözleşmenin sermaye maddesi aşağıdaki örneğe uygun olmalıdır:

"... Sermayenin 1/4'ü şirketin tescili tarihin­den itibaren en geç üç ay içinde, kalan 3/4'ü ise, //...., /../., /./.... tarihlerinde üç eşit taksitte ödenecektir. Bu husustaki ilanlar anasözleşmenin ilanlara ilişkin maddesi uyannca yapılır..."

Bu durum karşısında ödeme tarih­leri ve ödenecek miktarlar açıkça belirlenmiş olduğundan yeni uygu­lamaya göre, "apel" olarak adlan­dırılan ödeme çağrısının yapılması­na gerek bulunmamaktadır.

 C SERMAYE TAAHHÜDÜNÜN YERİNE GETİRİLMEMESİNİN SO­NUÇLARI

Türk Ticaret Kanunu'nun 407. mad­desine göre, belirtilen tarihte sermaye taahhüdünü yerine getirmeyen ortak, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın mütemerrit duruma düşer ve temer­rüt faizi Ödemek zorunda kalır. Ayrıca ödenen temerrüt faizinin şirketin za­rarını karşılamaması durumunda, ortak kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, bu zararı da ödemekle yükümlüdür.

Ortağın sermaye koyma borcunu yeri­ne getirmemesi halinde, şirket mütemerrit ortağa karşı icra takibinde bulu­nabilir ve sermaye borcu ile birlikte temerrüt faizinin de tahsili yoluna gi­debilir.

Sermaye taahhüdünün yerine getiril­memesi durumunda şirketin başvu­rabileceği ikinci yol, "ıskat" işlemi­ne başvurmaktır. Iskat aşağıda ayrı­ca incelenecektir.

Bunun dışında, şirket anasözleşmesi ile ortakların temerrüt halinde cezai şart ödemeleri de kararlaştırılmış olabilir. Böyle bir hükmün varlığı halinde ser­maye koyma borcunu yerine getirme­yen ortaklar, cezai şart ödeme zorun­luluğu ile de karşı karşıya kalabilirler.

 D ISKAT İŞLEMİ

Iskat, kısaca sermaye taahhüdünü ye­rine getirmeyen ortakların ortaklıktan çıkarılması olarak tanımlanabilir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 407. madde­sinin ikinci fıkrasına göre, pay sahibi belirlenen tarihte sermaye koyma bor­cunu yerine getirmeyip, temerrüde dü­şerse, şirket yönetim kurulu mütemerrit pay sahibini kısmi ödemelerden doğan haklardan mahrum etmeye ve şirketten çıkarmaya yetkilidir.

Iskat işleminin yapılabilmesi için hisse senetlerinin çıkarılmış olması şart olmadığı gibi, payın hamile veya nama yazılı olmasının da Önemi yoktur (4)

Iskat işleminin uygulanabilmesi için iz­lenecek yol Türk Ticaret Kanunu'nun 408. maddesinde gösterilmiş bulun­maktadır. Buna göre şirket yönetim ku­rulu, mütemerrit duruma düşen yani sermaye koyma borcunu zamanında ye­rine getirmeyen ortağa, bu borcunu ifa etmesi için çağrıda bulunur. Bu çağrının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ya­yımlanacak ilan ve anasözleşmede bu çağrı için başkaca yollar düzenlenmişse, söz konusu hükümlere uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir.

Nama yazılı hisse senedi sahiplerine taahhütlü mektupla çağrı yapılması gerekir.

Söz konusu çağrıda ortak bir ay için­de ödeme yapmaya davet edilir ve aksi halde haklarından mahrum edile­ceği ve şirketten çıkarılacağı kendisi­ne ihtar edilir. Bu süre içinde de or­tak taahhüdünü yerine getirmezse, o zamana kadar yaptığı ödemeler­den doğan haklarından mahrum edilerek şirketten çıkarılır.

Yargıtay'ın çok sayıda kararında, ön­celikle ortaklara borç miktarının bildi­rilmesi ve bunun ödenmesi için belli bir süre verilmesi, daha sonra ise Kanun'un 407. maddesinde yer alan ıs­kat ihtarına ilişkin çağrının yapılması gerektiği vurgulanmaktadır (5). An­cak, yukarıda açıklanan yeni uy­gulama çerçevesinde kanımızca, böyle birşeye gerek yoktur. Çünkü yeni uygulamaya göre, ödenecek miktarlar ve ödeme tarihleri anasözleşmede açıkça gösterilmiş bulunmak­ladır. Kanun'un 407. maddesinin birin­ci fıkrasına göre ise; "Sermaye koyma borcunu vaktinde yerine getirmeyen pay sahibi, ihtara lüzum olmaksızın temerrüt faizi Ödemekle mükelleftir."

 

III LİMİTED ŞİRKETLERDEKİ DURUM

A GENEL BİLGİ

Türk Ticaret Kanunu, limited şirketler açısından da sermaye koyma borcu­nun yerine getirilmemesi durumunda, şirketin başvurabileceği iki imkan ön­görmüş bulunmaktadır. Buna göre, zamanında sermaye taahhüdünü yeri­ne getirmeyen ortağa karşı şirket bu borcun icra yoluyla tahsilini seçebile­ceği gibi, ortağın şirketten ihracı ve payının paraya çevrilmesi yoluna da gidebilir.

Yukarıda değinilen Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tebliği'nde, limited şirket­ler için de anonim şirketlere paralel düzenleme yapılmıştır. Buna göre, anasözleşmenin sermaye madde­sinde yada sermaye artırımı du­rumunda sermaye maddesinin yeni şeklinde ödeme tarihlerinin ve öde­necek miktarların açıkça gösteril­mesi gerekmektedir.

Bu durumda limited şirketler açı­sından da sermaye taahhüdünü ye­rine getirmeyen ortağın temerrüde düşmüş olması için, belirtilen za­manda ödeme yapmamış olması ye­terlidir, başkaca bir işleme yada ihtara gerek yoktur.

 B ANONİM ŞİRKETLERDEN FARKLI YÖNLERİ

Türk Ticaret Kanunu, limited şirket­lerle sermaye taahhüdünü yerine getirmeyen ortaklarla ilgili düzenleme­lerinde, anonim şirketlere nazaran ba­zı farklılıklara yer vermiş bulunmak­tadır. Bu farklılıklar aşağıdaki biçim­de açıklanabilir:

1    Limited şirketlerde ortaklıktan çıkarma işleminden önce ilgili orta­ğa, noter aracılığı ile 15 günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek sürelerle iki kez ödeme yapmadığı takdirde   ortaklıktan   çıkarılacağı­nın ihtar edilmesi gerekir (TTK Md.529/11). Bu 15 günlük sürenin başlan­gıcı ihtarın ortağa ulaştığı gündür.

Bu ihtarlara rağmen, sermaye bor­cunu yerine getirmeyen ortak, or­taklar kurulunun esas sermayenin en az yarısından fazlasını temsil eden çoğunluğunun alacağı kararla şirketten çıkarılabilir.

2  Ortaklıktan çıkan ortağın payı, diğer bir ortak tarafından gerçek değeri üze­rinden satın alınmadığı takdirde, şirket tarafından açık artırma yoluyla satıla­bilir. Çıkarılan ortak da dahil olmak üzere, bütün ortakların onayıyla payın diğer bir şekilde paraya çevrilmesi de mümkündür (TTK Md. 530/1).

Anonim şirketlerden farklı bir başka nokta da bu düzenlemenin devamında görülmektedir. Buna göre, elde edilen paradan ortağın borcu kesildikten son­ra geri kalanı ortağa verilir (TTK Md. 530/II).

 

IV SERMAYE ARTIRIMLARINA İŞTİRAK ETMEYEN ORTAKLA­RIN DURUMU

Bazı durumlarda, özellikle anonim şir­ket genel kurullarında sermaye artırımı kararı alındığı halde, bir kısım ortakla­rın, artırılan sermayeye iştirak etmek istememeleri söz konusu olmaktadır.

Bu gibi durumlarda, yukarıda açıkla­nan hükümlerin doğrudan doğruya uy­gulanması mümkün değildir. Çünkü Türk Ticaret Kanunu'nun 394. madde­sinde, ortakların artırılan sermayeden yeni pay almaları bir hak olarak nite­lendirilmiştir. Uygulamada bu hak "rüçhan hakkı" olarak adlandırıl­maktadır. Kanun'a göre, genel kurul­da aksi kararlaştırılmamış olmak şartıyla her ortak, yeni paylardan şir­ket sermayesindeki payı ile orantılı miktarını alabilir. Yönetim kurulu, yeni payların bedellerini gazetelerle ilan eder. Bu ilanlarda yeni pay alma hakkı­nın kullanılması için Öngörülen sürenin 15 günden az olmaması gerekir. Ka­nımızca bu kuraldan çıkan sonuca göre, ortakların sermaye artırımı ile oluşan yeni paylardan almaya zor­lanması mümkün değildir.Bu gibi durumlarda izlenmesi gereken yol aşağıdaki biçimde açıklanabilir:1    Yönetim kurulu, aksi yönde bir ge­nel kurul karan mevcut değilse, yeni pay   edinmek   istemeyen   ortakların paylarını   öncelikle   diğer   ortaklara teklif eder. Diğer ortaklara bu konuda karar vermeleri için en az 15 günlük süre tanınması gerekir.2    Diğer ortakların da yeni payları almak istememeleri durumunda, söz konusu paylar şirket dışından üçüncü kişilere satılabilir. V SONUÇAnonim ve limited şirketlerde, serma­ye koyma borcunun yerine getirilmesi ortakların en önde gelen borçlarından birini oluşturmaktadır. Hatta bu şir­ketlerde sermaye koyma borcunun ortakların asli borcu olduğu da söyle­nebilir. Türk Ticaret Kanunu'nun 269. maddesinin ikinci fıkrasına göre,bu borç, pay sahibinin taahhüt ettiği sermaye miktarı kadardır.Türk Ticaret Kanunu, gerek anonim şirketlerde gerekse limited şirketlerde sermaye koyma borcunun yerine geti­rilmemesi olasılığına karşı birtakım yaptırımlar öngörmüş bulunmaktadır.Anonim şirketler açısından, Türk Ti­caret Kanunu'nun 407. maddesine gö­re, belirtilen tarihte sermaye taahhü­dünü yerine getirmeyen ortak, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın mütemerrit duruma düşer ve temerrüt faizi ödemek zorunda kalır. Ayrıca ödenen temerrüt faizinin şirketin zara­rını karşılamaması durumunda, ortak kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, bu zararı da ödemekle yükümlüdür.Ortağın sermaye koyma borcunu yeri­ne getirmemesi halinde, şirket ya mütemerrit ortağa karşı icra takibinde bulunabilir ve sermaye borcu ile bir­likte temerrüt faizinin de tahsili yolu­na gidebilir. Sermaye taahhüdünün yerine getirilmemesi durumunda şir­ketin başvurabileceği ikinci yol, "ıs­kat" işlemine başvurmaktır.Limited şirketlerde ortaklıktan çıkar­ma işleminden önce ilgili ortağa, no­ter aracılığı ile 15 günden aşağı ol­mamak üzere tayin edilecek sürelerle iki kez ödeme yapmadığı takdirde or­taklıktan çıkarılacağının ihtar edilme­si gerekir (TTK Md. 529/11). Bu 15 günlük sürenin başlangıcı ihtarın or­tağa ulaştığı gündür.Bu ihtarlara rağmen, sermaye borcunu yerine getirmeyen ortak, ortaklar ku­rulunun esas sermayenin en az yarı­sından fazlasını temsil eden çoğunlu­ğunun alacağı kararla şirketten çıka­rılabilir. 
*        Kırıkkale Üniversitesi İİBF Öğretim Görevlisi
(1)     Örneğin limited şirketler açısından bu hak ve borçlar hakkında geniş bilgi için bkz. Şükrü KIZILOT Saygın EYÜPGILLER, Şirketler Muhasebesi, Vergilendirilmesi Hukuku ve Mevzuatı, Yaklaşım Yayınları, Ankara 1999, s. 349 vd.; Anonim şirketler için bkz. a.g.e,, s. 985 vd.(2)     Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın yayımladığı İç Ticaret; 1995/1 Sayılı Tebliğ (13.08.1995 tarih ve 22373 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.}(3)     Şükrü KIZILOT, 'Anonim Şirketlerde Apel ve Iskat", Memleketimden Vergi Manzaraları, Sabah Kitapları, İstanbul 1998; Hasan PULAŞLI, Şirketler Hukuku, Mimoza Yayınlan, Konya 1995, s. 295(4)     PULAŞLI, a.g.e., s. 295(5)     Yargıtay 11, Hukuk D., 23.11.1982 tarih ve E, 4697, K. 4895 Sayılı Kararı (PULAŞLl, a.g.e., s. 295);Yarg. 11. HD., 17.09.1995 tarih ve E: 3498, K. 4619 Sayılı Kararı; Yarg. 11. HD., 20.10.1986 tarih ve E. 4539, K. 5426 Sayılı Kararı (Gönen ERİŞ, Türk Ticaret Kanunu, Ticari işletme ve Şirketler,Cilt: l, Ankara 1992, s. 1198 vd)
 

bottom